Gezegenimize zarar veren” hızlı moda “anlayışının rayına oturabilmesinin anahtarı: Tüketimi azaltmak

Hızlı Moda Nedir?


Hızlı Moda 21. yüzyılda küreselleşen moda endüstrisinin tamamen kar amaçlı hızlı üretim ve tüketime dayalı bir iş modelidir.
Moda sektöründeki seri üretim ve tüketim eğilimine verilen bu tanımlama kendini sürekli yenileyen bir tür kullan-at moda akımıdır. Aynı zamanda daha çok ürünü daha ucuza satmak demektir.Bu hıza yetişmeye çalışan firmalar kaliteden çok niceliğe önem verince tüketici davranışlarında da değişikler gözlendi.Ucuza alınıp çok az giyilen bazen giyilmeyen ürünlerle çöplükler tıka basa doldu.Son 15 yılda giysi alımının % 60 arttığı saptandı. Tekstil endüstrisi dünyayı en çok kirleten endüstriler arasında ikinci olarak yerini aldı.

Madalyonun Öteki Yüzü
COVID-19 küresel salgınının sağlığımızı tehlikeye attığı, yaşamımızı ve alışkanlıklarımızı baştan başa değiştirdiği bir gerçek. Bununla birlikte salgının bilhassa ilk döneminde evlere kapanmış olmanın getirdiği hissiyatın da etkisi nedeniyle tüketim çılgınlığı had safhaya ulaştı ve çevrimiçi alışveriş bambaşka bir boyuta ulaştı.
Öte yandan evlerimizde oturuyor olmamıza, sosyal hayatımız çok büyük ölçüde kısıtlanmış olmasına rağmen tekstil harcamalarımız ne yazık ki azalmadı.
Yapılan bir araştırma küresel moda endüstrisinin yaklaşık 2,1 milyar ton sera gazı emisyonu ürettiğini ortaya koydu. Bu oran küresel toplamın tek başına %4’ünü oluşturuyor. Buna kirletilen suyun da eklendiğini düşündüğümüzde sektörün gezegene ne kadar kötü bir etki ettiğini anlamak mümkün oluyor.
Tüm bunlara dünyanın küreselleşmesiyle birlikte ucuz üretim alışkanlığının arttığını da eklemek gerek. Bu da geride kalmış toplumlarda ucuz insan gücünü kötü şartlarda kullanarak üretilen tekstil ürünleri anlamına geliyor.
İşte “Sürdürülebilir Moda” akımı tam olarak bu çerçevelerde var olan düzene alternatif öneriyor. İnsan emeğinin karşılığının verildiği, tekstil üretiminin ve tüketiminin çılgınlıktan kurtarıldığı bir alternatif anlamına gelen Sürdürülebilir Moda akımıyla ilgili bizlere de bir hayli görev düşüyor.
Peki bunları biliyor muyduz?
Sadece bir pamuk tişört yapımında yaklaşık 2700 litre su kullanıldığını ve bunun bir insanın 900 günlük su tüketimine eşit olduğunu,
2013 yılından beri Hindistan’da yılda ortalama 12.000 pamuk çiftçisinin, hızlı büyüyen talebe karşı aldıkları borçlar ve kazançlarındaki düşüş sebebiyle çaresizlikten intihar ettiğini, çoğunun çocuklarının pamuk için kullanılan tarım ilaçları yüzünden engelli doğduğunu veya kanserden hayatlarını kaybettiğini,
Artan talebe en karlı şekilde yanıt verebilmek için bir çok markanın, Kamboçya, Pakistan ve Bangladeş gibi gelişmekte olan üçüncü dünya ülkelerinde üretim yaptırdığını ve bu ülkelerde ortalama bir konfeksiyon işçisinin 16 saat çalışarak günde yaklaşık 3$ kazandığını,
Bangladeş’te yaşları 5 ile 14 arasında değişen çocukların yüzde 15’inin tekstil fabrikalarında, çok kötü koşullarda çalıştığını,
2013 yılında Bangladeş’te yaşanan Rana Plaza faciasında, bina içinde çatlaklar olduğu defalarca bildirilmesine rağmen, üretim durmasın diye yönetim tarafından tedbir alınmaması sebiyle, 1134 kişinin göçük altında kalarak hayatını kaybettiğini, 2000 kişinin ciddi şekilde yaralandığını.
Büyük ihtimalle hayır.
Peki tüm bunların kaynağının bizim hep daha ucuz olsun, daha çok olsun, en yenisi benim olsun zihniyetimizden kaynaklandığını hiç düşünmüş müydünüz?
Hızlı Moda Zararları Nedir?
İhtiyaç fazlası üretim ile doğal kaynakları hızla tüketmesi.
Üretim aşamasında kullanılan kimyasal tarım ilaçlarının ve gübrelerin doğaya verdiği zarar.
Ürün aşamasına gelmeden önce boyama gibi işlemlerin doğada yarattığı kirlilik.
Kullanılabilir veya geri dönüştürülebilir tekstil atıklarının çöpleri dolduruyor olması.
Hazır giyim sektörünün karbon salımında petrolden sonra ikinci sıraya yükselmesi.
Adaletsiz ve kötü çalışma koşullarını göz ardı edilerek ucuz işçiliğin desteklemesi.
Artık Daha Bilinçli Davranmalıyız

Sürdürülebilir modaya bir adım daha yaklaşmak için yapabileceğimiz bir başka şey ise düşünerek satın almak…
Bir şey satın almadan önce kendinize sorun; “Alacağım şeye gerçekten ihtiyacım var mı yoksa sadece bir instagram fenomeninden mi etkilendim? Bu parçayı alırsam aşağı yukarı kaç sene kullanabilirim? Bu kumaş keten, pamuk, ipek gibi doğal bir içerikten mi yapılmış yoksa polyester gibi dünyaya karbon ayakizi bırakacak bir sentetik kumaştan mı? Organik kumaşlardan üretilmiş parçaları nereden bulurum? Bu parçanın daha iyi koşullarda üretilmiş bir benzerini X markadan Y TL daha fazlaya alıp, daha uzun yıllar kullanamaz mıyım?”

Son olarak yapılabilecek bir başka şey ise geri dönüştürmek, ikinci el veya eski parçalara yönelmek olabilir…
Giyim firmalarının son dönemde başlattığı kampanyalarda genel olarak eski kıyafetlerin dönüştürülmesine ağırlık verildiğini görmüşsünüzdür. Artık hazır giyim firmaları da bu minvalde kampanyaları oluşturuyor.
Bununla birlikte Sürdürülebilir Moda ile alakalı olarak insanlığa düşen görev aslında işin tüketim tarafında. Artık kıyafetler daha kısa ömürlü olarak tasarlanıyor ve bu nedenle de benzer kıyafetleri çok kısa vadeler içerisinde tekrardan almak gerekiyor.
Bu noktada tüketimi tekrarlamak yerine neler yapılabileceğini düşünmek gerek. İkinci el tüketim bu konuda en çok öne çıkan alternatif ancak bununla birlikte özel ve sürdürülebilir ürünler sunan markaların olduğunu, kişi bazlı el emeği atölyelerin de iyiden iyiye artış gösterdiğini unutmamak gerek.
Yine hazır giyim firmalarının sözü geçen kampanyalarını kullanmak da bu noktada faydalı olabilir. Kullanmadığımız tekstil ürünlerinin çevremizde ihtiyacı olanlara, belediyelerin oluşturduğu geri dönüşüm kumbaralarına gönderilmesi de tüketimi azaltmak adına önemli bir seçenek.
Eskiyen kıyafetlerin yeniden tasarlanması -örneğin pantolonların şortlara dönüştürülmesi gibi-, dolapta kullanılmayan kıyafetlerden kurtulmak gibi alternatifler ihtiyaçların daha net karşılanabilmesi ve modanın sürdürülebilir olması adına değerli.
Tüm bunlarla birlikte gezegenimize zarar veren hızlı moda anlayışının rayına oturabilmesinin anahtarının tüketimi azaltmak olduğunu hiçbir zaman unutmamak gerek!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*